abdullah gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abdullah gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2010 Pazartesi

ÇAĞSAMA -5- GÜLER ZERE SONSUZLUĞA GÖÇTÜ...


07/05/2010 17:55

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün af kararının ardından tahliye edilen kanser hastası Güler Zere yaşamını yitirdi

İSTANBUL - Eldeki sağlık raporlarına, Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) "Ölüm eşiğinde" uyarılarına ve yüzlerce eyleme rağmen uzun süre cezaevinde tutulan mahkum Güler Zere, tahliye edilişinin yedinci ayında öldü. Zere, son mektubunda, "Beni ölümün kıyısına getirip öyle bıraktılar. Yaşam hakkım gasp edildi. Dışarıda 'ölme hakkı' verildi. Bunu da unutmayacağım" demişti.

Zere, 15 yıl önce yasa dışı Devrimci Halk Kurtuluş Partisi / Cephesi üyesi olduğu ve bu örgüt adına eylemlere katıldığı iddiasıyla daha 20 yaşındayken 34 yıl hapse mahkum oldu. Zere, geçen yıl 34 yaşındayken damak kanserine yakalandı. Şubat 2009'da, tutuklu bulunduğu Elbistan Cezaevi’nde ameliyat edildi. Ancak hastalık iki ay sonra cezaevi koşulları ve bakımsızlık nedeniyle yinelendi. Durumunun daha kötüye gitmesi nedeniyle Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Mahkûm Koğuşu’na taşındı.

Avukatları tedavinin cezaevi koşullarında sürdürülemeyeceğini belirtip 12 Mart'ta Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Başvuruda, Zere’nin cezasının ertelenmesi istendi. Fakat serbest bırakılması için gerekli izin çıkmadı.

Türk Tabipler Birliği, ağustosta yazdığı raporda hastanın yeterli derecede beslenememesi nedeniyle 'ileri derecede zayıfladığına' dikkat çekildi. Zere, adli tıp incelemesi için ring aracıyla 14 saatlik yolculukla İstanbul'a sevk edildi. İstanbul Adli Tıp Kurumu, 28 Ağustos’ta vermesi gereken raporu 'bazı tıbbi evrak eksikliği ve Adli Tıp’ta onkoloji uzmanı olmadığı gerekçesiyle' vermeyi iki ay erteledi. Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi, 16 Ekim tarihli raporunda, 'hastalığın gerileme göstermediği, tekrarladığı, geri dönülmez aşamaya girdiğinin' anlaşıldığını belirtti. TTB son olarak Zere ile ilgili olarak hastalığın tıbben geri dönülemez noktada olduğunu açıkladı.

Bu arada, Zere'nin serbest bırakılması için yurt çapında eylemler yapılıyordu. CHP'li milletvekilleri Canan Arıtman ve Malik Ecder Özdemir, tahliyesi için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup yazdı. Ve Zere, 6 Kasım'da Gül'ün kararıyla tahliye edildi.
Zere tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükarmutlu'daki evine döndü ve burada tedavisine devam edildi.

Zere, tahlie olduktan sonra gönderdiği mektupta şunları yazıyordu: "Geç bırakıldım. Beni ölümün kıyısına getirip öyle bıraktılar. Yaşam hakkım gasp edildi. Dışarıda "ölme hakkı" verildi. Bunu da unutmayacağım. Henüz içeride hasta tutsaklar var. Hala tecrit var. Ki tecridin ta kendisidir ölüm."

Ancak kanser galip geldi ve Zere, dün(06/05/2010) saat 16.50 sularında öldü. (Radikal)

4 Ağustos 2010 Çarşamba

17 Şubat 2010 Çarşamba

Haslet Soyöz Çiziyor - CUMHURBAŞKANLIĞI


Haslet Soyöz'ün 17 Şubat 2010 tarihinde Milliyet'te yayınlanan karikatürü...

17 Kasım 2009 Salı

Salih Memecan Çizdi - Dersim


Dersim'de 1938'de insanlıkla bağdaşmayan olaylar yaşandığını söyleyen CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu,Onur Öymen'i kastederek ''Gereği yapıldığı zaman CHP'yi,CHP'li parlementerleri ve CHP'lileri rahatlatmış olacak''dedi.

13 Ekim 2009 Salı

SALİH MEMECAN - ERMENİSTAN MAÇI

Salih Memecan'ın Sabah gazetesinde yayınlanan karikatürü...

27 Eylül 2009 Pazar

E-PAZAR -5- '' Güler Zere'ye Özgürlük ''

HAFTANIN KARİKATÜRÜ


HAFTANIN FOTOSU



Güler Zere'den 1 Eylül 2009 günü Balcalı Hastanesi önünde bekleyenlere mektup yazdı. Ve işte :



Merhaba
Şu anda gecenin bir vakti, sesinizi duyuyorum yine. Nasıl ki sizin sesiniz ulaşıyor bana, biliyorum ki benim sesim de size ulaşıyor. Yüreğimin atışlarına karışıyor, sizin yürek atışlarınız. Sonra kocaman bir yürek oluyor sol yanımda.
Yürek… nasılda dolu doludur yüreklerimiz... Neleri neleri sığdırmamışız ki biz yüreklerimize.
Benim yüreğimde öyle çok şey var içimde. En başta o büyük sevgili; karanfil kokularımız, yanı başımda kokusu kır çiçeklerine karışanlarımız, sizler, canlarım, tüm sevdiklerim, yarım bıraktığım her şey, sevgisini hissettiğim herkes…
Ne zamandır dara düşse yüreğim, acıya kesse bedenim parmaklarımın ucuna dokunuyorsunuz, gözleriniz değiyor gözlerime, bu küçük hücrem kalabalıklara karışıyor, birden çok ses çıkarıyor. Ben içinde kala kalıyorum. Her sese tebessümle cevap veriyorum. Bilerek değil, kendiliğinden! Sizler ise gülen gözlerinizle karşılıyorsunuz içimden kopan her sesi.
İster yanı başımda olsun, ister bir adım ötemde kapı önünde, ister bir sokakta olun, ister herhangi bir şehrin, bir yerinde oturun, ister adli tıp önünde oturun ben sizleri hissediyorum. Sıcaklığınız, gücünüz, sesiniz, beni sarıp sarmalıyor. Bundandır bu illet her sıkıştırdığında karşısında başımı dik tutmam. Ona çelme takmaya hazırlanmam bundandır. Sizler benimlesiniz ya gerisi boş!
Hele kısacık bir yolda gözleriniz, gözlerime takılınca bir serçe telaşında oluyor yüreğim.
Evet sizlerden bahsediyorum Adana'nın sıcağı kadar sıcak yüreklilerim, Seyhan'ın yakamozları gibi parlayan ışıl ışıl gözlülerim. Seviyorum sizleri. Kapı önünde değil, işte tam şuram da oturuyorsunuz.
Şimdi birde kavgamın şehrinde oturanlar var. Günlerdir oradasınız ve ben kim bilir kaç kez uzandım sizlere bilir misiniz? Uzanıp dokunuyorum size, en çok da umutlu hallerinize. Hani o yüreğinizin sesinin gözlerinizin terine karıştığı anlardaki hallerinize, ben hep sizinleyim, her seferinde çoğalarak dönüyorum hücreme. Ve her seferinde sizin gücünüzle yerle bir ediyorum hücremi. Sarılıyorum ellerinize sımsıkı, sarılıyorum bütün gücümle.
Sonra gönlümün hep hareketli derinlerinde olanlar var. Sevgisini, yoldaşlığını, dostluğunu satırlara yükleyip her seferinde buraya koşan, her seferinde umut taşıyan canımın canı yoldaşlarım; öyle özledim ki sizleri, öyle seviyorum ki ben sizleri…
Dostlarımız da var tabi bu kavgada. Dost yürekleriniz her daim yanımda bunu bana hep hissettirdiniz. Sesinizi sesime kattınız. Her kavgada insan dostunu omuz başında görünce duygusu farklı oluyor biliyorsunuz. Bir dost gülüşü gönderiyorum sizlere; sevgiden, kavgadan yana… Selam olsun sizlere.
Kime ne desem, ne yapsam yarım kalacak biliyorum. Hangi köşesini tutsam bir başka köşe eksik kalacak iyisi mi burada bitirmek. Ama gözlerinizin ta içine dikiyorum gözlerimi. Sevgimin derinliğini görün diye. Ve son olarak tekrar ediyorum; seviyorum sizleri… hem de çok!
Güler Zere
HAFTANIN FIKRASI
Lenin ölüyor ve Tanri onu Cehenneme koyuyor. Ama bu Lenin
dururmu hiç, başlıyor cehennemde insanlari örgütlemeye.

- "Bakin, biz burada yanıyoruz, acı çekiyoruz, öbürleri
orada cennette rahatla bollukla yaşıyorlar olmaz böyle" diyor

ve cehennemde insanlar ayaklanmaya başlıyor. Melekler hemen gidiyorlar Tanriya; - "Tanrım Lenin cehennemi karıştırdı insanlar ayaklandı" diyorlar.

Tanrı da;
- "O zaman onu alın Cennete koyun" diyor.
Bu sefer de Lenin cennette basliyor konusmaya;
- "Bakın, biz burada bolluk içinde yaşarken cehennemde yoldaşlarımız acı çekiyor, yanıyor, buna izin vermeyelim" diyerek
orayı da karıştırıyor.

Melekler hemen gidiyorlar yine Tanrının huzuruna;
- "Tanrım" diyorlar, "Lenin orayı da karıştırdı insanlar cennette de ayaklandılar ne yapalım?"

24 Mayıs 2009 Pazar

Haslet Soyöz Çiziyor - Kürt Sorunu


Haslet Soyöz'ün 24 Mayıs 2009'da Milliyet'te yayınlanan karikatürü...

22 Mayıs 2009 Cuma

Sefer Selvi Çiziyor - Evrensel Gazetesi


Sefer Selvi'nin 22 Mayıs Cuma günü Evrensel Gazetesi'nde yayınlanan karikatürü...

Haslet Soyöz Çiziyor - Al gülüm ver gülüm


Haslet Soyöz'ün 22 Mayıs 2009 Cuma günü, Milliyet gazetesinde yayınlanan karikatürü...