balyoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balyoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2010 Çarşamba

28 Şubat 2010 Pazar

E-PAZAR -25- Karman Çorman

HAFTANIN KARİKATÜRÜ
HAFTANIN FOTOĞRAFI
BALIKESİR'in Dursunbey İlçesi'ne bağlı Odaköy yakınlarındaki Şentaş şirketine ait kömür madeninde meydana gelen grizu patlamasında 13 işçi hayatını kaybetti, 18 işçi yaralandı. 1 Haziran 2006'da da aynı madende yerin 700 metre derinliğinde aynı saatlerde meydana gelen grizu patlamasında yine 17 işçi hayatını kaybetmişti.
HAFTANIN FIKRASI
Başbakan Erdoğan'ın yeni talimatı:
-Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başbakanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başbakan Erdoğan küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi....."
HAFTANIN + BİLMEM KAÇI

HAYVANLAR ALEMİ
---
Teşekkür
Ercan Akyol
Serkan Altuniğne
Erdil Yaşaroğlu

Teessüf
Balyoz
Akp
Yasama
Yürütme
Yargı

30 Ocak 2010 Cumartesi

OSMAN TURHAN ÇİZİYOR - ZAMAN GAZETESİ

---
Arjantin'den bir espri, askeri okulun önünden geçerken: "bak içerde bizi yönetecek olanlar yetişiyor"
(Arkadaşlar benim kod adım e-Lastik karikatürlerin altına yorumu çakarım; kimse darılmasın ona göre benim yetkim var, ben saksı değilim. :) Bazıları bana a-rıza kod adını layık görebilir. Ne derseniz deyin ama yorumlarıma dikkat edin!!! Bende artık bu bloğun yeni editörüyüm bakın e-mail hesabım bile var (68kusak et hotmail nokta kom))
e-MİZAH

28 Ocak 2010 Perşembe

MUSA KART ÇİZDİ - TATBİKAT !..

Musa Kart/CUMHURİYET

Bak şimdi
Plan çarpıtılarak sunulmuş, aslında iyi niyetli bir çalışma deniyor. olabilir, bekler görürüz.

MALUM DARBE
650.000 kişi göz altına alındı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişiye idam cezası verildi.
Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
388 bin kişiye pasaport verilmedi.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi -kaçarken- vuruldu.
95 kişi -çatışmada- öldü.
73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi.
43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi.
Kaynak:wikipedi
e-MİZAH

BÜLENT TEKİN YAZIYOR

TİLKİLER SAVAŞI

Abdullah Öcalan’ın-eğer yönetmelikte varsa-haftada 10 saat havalandırma (ya da diğer mahkûmlarla ortak görüşme) olanağının kısıtlandırılmasının akılcı olduğunu düşünmüyorum. İmralı’daki diğer mahkûmlarla beraber ortak görüşe çıkmama eylemine başlayınca diğer hapishaneler de tek tek bu eyleme başladı. Hoş kendi şartlarının (rahatlığı) düzeltilmesi için bu tip eylemlere diğer hapishanelerin girmesini istemediğini açıkladı ya! Yarın başka türlü sokak eylemlerinin olmayacağını kim garanti edebilir? Acaba bu hakkın verilmesi için birkaç kişinin ölmesi mi beklenecektir? Bu konuda yanılmamı ister(d)im. Her tip mahkûma cezaevi koşullarındaki haklarının uygulanmasını (verilmesini) isterim. Bu, yasal ve insani bir zorunluluktur.

Acıma duygularının yitirildiği günler yaşıyoruz. Baba oğlu tanımıyor! Kıyametin kopacağı günler adeta! İktidar için din, asker, yönetici (idareci) sınıflarının diktatörlük yarattığı [ama biz(c)e demokrasi gibi görülen] sistemlerin egemenliği var. İşi iyi olanların acır gibi yaptığı rollerinin inandırmasıyla bizler-oysa acımanın esamesinin okunmadığı-o muhteşem bireylerin (güçlerin) peşinde koşuyoruz. Yürüyüş parkurunda öldürülen tilki yol arkadaşları için üzülen bir Deniz Baykal muhalefeti ile “Biz yaratılanı yaratandan dolayı severiz!” aldatmasıyla bize maval okuyan Tayyip Erdoğan iktidarı arasında acıma’nın kırıntılarını aramaya mecbur edildik. Çocuk askerlerimizin (Mehmetçik) ya da Kürtlerin öldürülmesine tilkilerin ölümü kadar üzülmeyen siyasetçilerimiz var. Yaratılanı sadece yaratanı için seviyorsan eğer, demek (ki) başka zaman eline geçirirsen-bir gün buna inanırsan belki-onu parçalayacak kadar nefretin var demektir. Eğer beni kardeşin olduğum için; bacın, oğlun, annen, komşun, yurttaşın veya bir insan olduğum için sevmiyorsan beni sevme! Çünkü bana olan sevgin her an için kellemi koparacak kadar keskindir. İstemiyorum onu!(Hayvan ve bitki sevgisinden bahsetmeyeceğim. Çünkü sen ona murdar gözüyle bile bakabilirsin.)

Bu ülkede demokrasi nasıl kurulacak? Tüm sınıfları sarmalayacak bir düzen kurabilmek ancak acımasız küreselleşmiş kapitalizmi dünyanın cenneti olarak kabulden kurtulmakla olasıdır. İşçiyi, memuru, esnafı, ırkları, dinleri, dilleri küçümseyen modern kapitalizmin üyesi olarak finans kapitalin hizmetinde olmamak nasıl gerçekleşecek? İslam’ı siyasete alet ederek ülkede kurulan sözde demokrasinin aslında sanayicilerin, tüccarların, tekelci finansçıların emrinde yarattığı bir din’le ülke topraklarında onları yürüyen tanrılar yaptığını fark ediyor muyuz? (Aslında kâğıt para doların üzerinde yazılanın tersine yürüyen tanrı olmuştur!) Milliyetçi-ulusçu bir oligarşi yerine devlet makamına (hükümetlere) dinci-ümmetçi-faşist bir oligarşiyi (İslam kesinlikle bu değildir!) koymakla sömürgenlerin Allah’ı kullanarak (istismar ederek) sömürülerini sürdürmelerinin yeni bir yolunun açıldığını görmeliyiz. Tüm bunları görmesek bir Türk ya da Kürt olarak bu ülkede yaşayan bir şahıs (birey) olarak dahi bulunmadığımızı bilmek zorundayız. Biz bir kocaman sıfırız!

Anayasa Mahkemesi’nin askerlerin sivil mahkemelerde yargılanma yolunu kapatmasını ve en son başrol oyuncusu Balyoz Darbe Planı’nı, siyasal İslamcı (dinci) yöneticilerle (asker )komutan arasındaki işbirliğinin yeniden düzenlenmesi gerekeceği şeklinde okumalıyız. Çok dilli, çok dinli, çok ırklı, çok kültürlü ve çok sınıflı demokratik bir cumhuriyetin bu topraklarda kolay kolay kurulamayacağını bilmek zorundayız. AKP’nin küresel modernitenin ve imparatoru ABD’nin bir kent devleti (binlerce yıl önce de bu kent devletleri görülmüştü) modeline oynadığını görüyoruz. Sümer kent devletlerinde, Yunan kent devletlerinde bu yöntem çok önceleri yaşandı. Bugün 21.yüzyılda bu kadim topraklarda-Ortadoğu’da, Avrupa’da, Asya’da-bulunan bu ülkenin (Türkiye)yani küreselleşmiş modernitenin bu kent devletinde yaşananların kadim öncellerinde yaşananlardan ne farkı var?

---
bulent_tekin@turk.net
---

27 Ocak 2010 Çarşamba

Mehmet Çağçağ Çiziyor - ARA ÇÖZÜM...


Mehmet ÇAĞÇAĞ/HABERTÜRK
27 OCAK ÇARŞAMBA


Hakikaten çok komik plandır... Böyle darbe mi olur? Türk ordusu darbe mi yapar? Bu ülkede ne zaman darbe görülmüş yahu? hep iftira hep iftira, püff...
(Ulan AKP'nin başı sıkışınca darbe planları havada uçuşuyor başını sikmeayin şu partinin)
e-MİZAH

26 Ocak 2010 Salı

23 Ocak 2010 Cumartesi

22 Ocak 2010 Cuma

SEFER SELVİ ÇİZİYOR


AKP ne zaman şıkışsa, bir darbe planı medyaya servis ediliyor.