PKK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PKK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2012 Pazar

Kürdistan'da Newroz


Hükümetin provokatif yasak kararına rağmen, Kürtler Newroz programını değiştirmedi. Bugün İstanbul ve Amed’de alanlara çıkan milyonlar, Kürt kimliğinin tanınması, Kürtlere siyasi statü, anadilde eğitim hakkı ve Öcalan’a özgürlük taleplerini haykırdı.

17 Eylül 2010 Cuma

ANALİZ >> GIRGIR DÖNEMİ


Türk karikatürünün günümüze dek uzanan son dönemleri, iç politikanın olduğu kadar dış politikanın da etkisinde kaldı. Bölgedeki gelişmelere bağlı olarak zaman zaman Ortadoğu’ya yönelen karikatürcüler, ulusları simgeleyen tipler yerine liderlere odaklandılar
Dördüncü dönem: 1970-1980
(popüler karikatürün alt kültürle karşılıklı etkileşimi ve Ortadoğu’ya bakışı;)
12 Mart 1971 müdahalesiyle başlayan baskı dönemi, kitleleri ve özellikle genç kesimi yeni arayışlara itti. Satışı bir anda 500.000’lere ulaşan popüler mizah dergisi Gırgır bu ihtiyaçtan doğdu.
Yeniden konuşma balonuna kavuşan karikatür, Türkiye’de ilk kez bu kadar geniş bir kitleye seslenme olanağını yakaladı, popüler oldu. 70’li yıllarda Türkiye’de neredeyse bütün gençlik Gırgır okuyordu.
Popüler mizah yayıncılığı yapan ve iç politikaya yoğunlaşan Gırgır dergisi, dışarıda Amerika ve Ortadoğu’daki ‘maşası’ İsrail tarafından sömürülen kesime sempati duyuyor ve Amerikan karşıtı olmak dışında elle tutulur bir dünya görüşü sunmuyordu.
Bu dönemde gerek gazetelerde, gerekse mizah dergilerinde Ortadoğu üç temel olayla gündeme geldi: İran’da Şah rejiminin devrilmesi ve Humeyni döneminin başlaması; Lübnan’daki iç savaş ve petrol krizi.
Aslında bu karikatürlerde bile, tıpkı daha önceki iki dönemde olduğu gibi, hükümetin dış politikasına karşı dişe dokunur bir muhalefet görülmemektedir.

Beşinci dönem:1980’lerden günümüze
(Bölgedeki siyasi gelişmelere paralel olarak, Türk karikatürcüsünün Ortadoğu sorununa yaklaşımı)
1980 askeri darbesi ile birlikte Türkiye’de önemli gelişmeler yaşandı: Gençlik siyasetten arındırıldı, iç siyasete endeksli mizah dergileri kapandı veya dağıtıldı, Güneydoğu’da PKK sorunu patladı, Ermeni terör örgütü Asala Türk diplomatlarını katletmeye başladı.
Mizah dergilerinin siyaset arenasından çekilmesi ve askeri yönetimin sıkı sansür uygulaması, dikkatlerin yeniden 50 kuşağı karikatürcülerinin üzerine çevrilmesine neden olmuştur. Yazısız fakat kinayeli karikatürler basında yer bulmaya başlar. Aslında yoğun baskı altındaki gazete yönetmenleri de en az sansürcü generaller kadar bu karikatürleri didik didik etmekte, içlerindeki gizli anlamı çözmeye çalışmaktadır. Özal’ın Amerikancı ‘liberal ekonomi’ politikası ise karikatürcüler için önemli bir esin kaynağı oldu. Türk karikatürcüsü, genel eğilimine aykırı olarak, PKK ve Ermeni terörü hariç, Türkiye’nin dış politikasına katı bir muhalefet yapmaya girişti.
Aynı yıllarda Ortadoğu’daki karışıklıklar giderek artıyordu. İran – Irak Savaşı, Filistinlilerin İsrail’de başkaldırışı, ardından İsrail ve Ürdün’den kovulmaları, Lübnan iç savaşı, Lübnan’daki Sabra ve Şatila katliamı, Amerika – Libya çatışması, bağımsız ‘Filistin Devleti’nin tanınması vb... gibi olayların dünyadaki yankıları ve televizyon haberciliğinin gelişmiş olması, entelektüel bakışa sahip 50 kuşağının bu konularla ilgilenmesini sağladı.
İsrail Devleti’nin tutumu, İran rejiminin devrim ihraç çabaları ve Türkiye’ye de yönelmiş olan Arap sermayesi yoğun eleştirilere hedef oluyordu. Ancak yüksek tirajlı gazetelerin başsayfalarına yer alan bu karikatürlerde, öncekilere göre en temel farklılık, çirkin ırk ayırımcılığının yapılmamasıydı. Genellikle devlet adamlarının karikatürleri çiziliyor, ulusları veya ırkları topluca simgeleyen prototipler kullanılmıyordu.
İsrail’in tek gözlü Moşe Dayan figürü yerini Menahem Begin’e, ardından da Şamir’e bırakmıştı. İran, Humeyni nezdinde eleştiriliyor, Libya’yı Kaddafi, Irak’ı Saddam simgeliyordu. Allegori terkedilmişti. Tek istisna, karikatürcünün kullanmaktan asla vazgeçemediği üç önemli simgeydi: Davud’un yıldızı, Haç, Hilâl...
1990 yılı beraberinde pek çok değişiklik getirdi; SSCB ile Demirperde’nin çöküşü, Saddam’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan ve I.Körfez Savaşı’yla sonuçlanan kriz, ABD’nin tek güç olarak dünyayı yönetmeye başlaması...
Bunca hareketlilik sonucunda 80’li yıllara damgasını vuran 50 kuşağında yorgunluk belirtilerinin görülmesi kaçınılmazdı. Ama nedense arkadan gelen yoktu ve sahne hâlâ onlarındı.
PKK’nın Güneydoğu’da giderek can yakması, Bosna’daki etnik temizliğe Müslüman dünyasının kayıtsızlığı, Suudi Arabistan’da sıradan suçlu bazı Türklerin kafalarının kesilerek infazı, karikatürcülerimizin eleştiri oklarını Arap dünyasına çevirmelerini sağladı.
İkibinli yıllarla başlayan küresel terör eylemleri, 11 Eylül, Irak Savaşı, II. İntifada olayları dünya basınında olduğu kadar Türk basınında da hak ettikleri yerleri buldu tabii ki.
2002 yılında, İkinci intifada nedeniyle Leman adlı popüler mizah dergisinde çizilen bir karikatür Türk Yahudileri arasında rahatsızlık yaratmış ve Şalom Gazetesi’nin başyazarı bu karikatürü protesto etmişti. Bu alışılmadık tepki sayesinde karikatür geniş basında biraz dikkat çekmiş, hatta Leman Dergisi hızını alamayarak bir de Filistin özel sayısı yayınlamıştı. Giderek yaygınlaşan İnternet ve televizyonun gücü karşısında, karikatürün kitleleri etkileme alanı giderek daraldı. Zaten siyasete meraklı yeni karikatürcülerin yetişmesi de 80’lerden bu yana mümkün olamadı.
2005 yılından bugüne Ortadoğu pek çok kez karıştı. Özellikle sanal ortamda Ortadoğu, İsrail ve Yahudilerle ilgili olarak sayısız karikatür yayınlandı. Peygamber karikatürleri krizi de bir anlamda bu tür karikatürlerin artmasını tetikledi. Ancak geniş medyada yer bulan karikatürlerin hemen hiç birinde kasıtlı olarak ırkçılık yapıldığı söylenemez. Ne Arap ne de Yahudi kimliğiyle doğrudan alay eden karikatür örneklerine rastlamadık. Bunun belki de tek istisnası Ofer olayıdır.
Son yıllardaki olumlu ekonomik gelişmeler ve özelleştirme çabaları sonucunda, yabancı sermaye Türkiye’ye ilgi duymaya başladı. Dubai ve Kuveyt kökenli çeşitli Arap şirketlerinin yanı sıra, İsrail uyruklu Sami Ofer’in şirketleri de Türkiye’ye ilgi duyanlar arasında yer aldı. Ofer önemli bir ihaleyi kazanarak ilgi odağı oldu. Ancak bu ilgi kısa sürede medyanın yoğun tepkisini aldı ve tepki doğal süreci izleyerek olarak karikatüre taşındı.
Hürriyet’teki karikatür, aynı gazetenin yayın yönetmenini bile rahatsız etmiş olmalı ki, karikatürden iki gün sonra yayınlanan başyazısında Ertuğrul Özkök, Ofer’in teklif veren konsorsiyomun ancak %20’sini temsil ettiğini, beş şirketten üçünün Türk olduğunu ancak konuyla ilgili bütün haberlerin “Ofer’in o küçüklüğümüzdeki “karaborsacı” tipini hatırlatan gözlüklü resmiyle” verdiklerini hatırlattı ve kamuoyuna ilginç bir soru yöneltti: “Sakın Ofer, Yahudi olduğu için olmasın?”
Yazar, Telekom’u alan Lübnanlı şirketin de günlerce yerden yere vurulmasını hatırlatarak Arap sermayesine olan reaksiyona da değindi ve yazısını şöyle bitirdi: “Ekonomik ulusalcılığı ‘ekonomik ırkçılığa’ götürecek tehlikeli bir yolun ağzındayız. Dikkatli olalım.”*
S O N
TEŞEKKÜR
Bu çalışmayı hayata geçirmeme önayak olan mimarlık ve sanat kuramcısı dostum Aykut Köksal’a, zengin arşivinden yararlanmamı sağlayan araştırmacı yazar Turgut Çeviker’e, eleştirilerini esirgemeyen araştırmacı yazar Rıfat Bali’ye ve çalışma süresince teknik donanımıyla olduğu kadar Osmanlı tarihi bilgisiyle bana yardımcı olan Hande Solakoğlu’na teşekkür ederim.
* King Kong Üzerine Düşünceler / Ertuğrul Özkök / Hürriyet Gazetesi, 29.09.05
KAYNAKÇA:
Turgut Çeviker arşivi
Dürrüşehvar Duyuran / Karagöz
Cevdet Kudret / Karagöz
Turgut Çeviker / Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü
Rıfat Bali / Aliya: Bir Toplu Göçün Öyküsü
Orhan Koloğlu / Türkiye Karikatür Tarihi
Semih Balcıoğlu / Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü
Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi

15 Eylül 2010
Yazar
İzel ROZENTAL
yolcu@izelrozental.com

26 Haziran 2010 Cumartesi

Sefer Selvi Çizdi - Sınır Güvenliği

Genelkurmay, sınır güvenliğini profesyonel askerlerin koruyacağını açıkladı.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Latif Demirci Çiziyor


HAKKARİ'nin Şemdinli İlçesi'nde şehit olan askerlerden birinin Muğla'nın Milas İlçesi'nde oturan er Sabahattin Derin olduğu öğrenildi. Acı haber asker ve sağlık mersonelinden oluşan ekip tarafından acılı aileye verildi.
E-MİZAH

12 Aralık 2009 Cumartesi

DTP KAPATILDI


Salih Memecan/SABAH
---
Demokrasiye darbe
Anayasa Mahkemesi, “eylemleri yanında, PKK ile olan bağlantıları da değerlendirildiğinde devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne ...Anayasa Mahkemesi, “eylemleri yanında, PKK ile olan bağlantıları da değerlendirildiğinde devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiği” gerekçesiyle, DTP'nin temelli kapatılmasına karar verdi. Yüksek mahkemenin 11 üyesinin tamamı partinin kapatılması yönünde oy verdi.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP'nin, "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı" haline geldiği gerekçesiyle, temelli olarak kapatılması istemiyle 16 Kasım 2007'de dava açmıştı.
TÜRK VE TUĞLUK'UN VEKİLLİĞİ DÜŞTÜ
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasın neden olan DTP Genel Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerinin, Anayasa'nın 84. maddesinin son fıkrası uyarınca, gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren sona ermesine karar verildiğini belirtti.
İŞTE SİYASİ YASAKLI İSİMLER
Kılıç, beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olan kurucuları dahil üyelerinden Abdulkadir Fırat, Abdullah İsnaç, Ahmet Ay, Ahmet Ertak, Ahmet Türk, Ali Bozan, Ayhan Ayaz, Aydın Budak, Ayhan Karabulut, Aysel Tuğluk, Bedri Fırat, Cemal Kuhak, Deniz Yeşilyurt, Ferhan Türk, Fettah Dadaş, Hacı Üzen, Halit Kahraman, Hadice Adıbelli, Hilmi Aydoğdu, Hüseyin Bektaşoğlu, Hüseyin Kalkan, İbrahim Sungur, İzzet Belyar, Kemal Aktaş, Leyla Zana, Mehmet Salih Sağlam, Mehmet Veysi Dilekçi, Metin Tekçe, Murat Avcı, Murat Taş, Musa Farisoğulları, Mustafa Tuç, Necdet Atalay, Nurettin Demirtaş, Orhan Miroğlu, Sedat Yurttaş ve Selim Sadak'ın, Anayasa'nın 69. maddesinin 9. fıkrası gereğince, gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi yöneticisi ve denetçisi olamayacaklarını bildirdi.Tüzel kişilik sona erdi: Kılıç, parti tüzel kişiliğinin, kapatma kararının verildiği tarihte sona ermesine hükmedildiğini bildirdi.Partinin malları Hazine'ye: Kılıç, "davalı partinin bütün mallarının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 107. maddesi gereğince Hazine'ye geçmesine, gereğinin yerine getirilmesi için karar örneğinin, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca Başbakanlık'a ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 11 Aralık 2009 gününde oy birliğiyle karar verilmiştir" dedi.Üyelerin tamamı "kapatılsın" dedi: Anayasa Mahkemesi davayı 8 Aralık Salı günü esastan görüşmeye başlamıştı. Yüksek mahkeme 4. günün sonunda açıklama yaptı.Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranıyor. Kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekiyordu. Ancak üyelerin tamamı partinin kapatılması yönünde oy kullandı.
*Evrensel

3 Kasım 2009 Salı

9 Haziran 2009 Salı

ERCAN AKYOL ÇİZİYOR - GAZİ


Ercan Akyol'un 9 Haziran Salı günü Milliyet'te yayınlanan karikatürü...