aziz nesin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aziz nesin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2010 Perşembe

Sivas Katliamı, 2 Temmuz 1993, Madımak oteli


Pir Sultan Abdal etkinliklerinin dördüncüsünün düzenlendiği 1-4 Temmuz 1993 tarihleri arasında ozanlardan, yazarlardan, sanatçılardan ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinden oluşan yüzlerce kişi, Sivas’ta toplanmışlardı. Sivas Valisi’nin davetlisi olarak kente gelen Aziz Nesin’e tepki olarak başlayan ve günler öncesinden sistemli olarak gerici çevrelerce yürütülen protesto, güvenlik güçlerince kontrol edilemeyince katliama dönüştü… Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi ve otelde mahsur kalanlardan 37 kişinin katledilmesiyle sonuçlanan “Sivas Katliamı” olaylarının üzerinden 17 yıl geçti…

Her 2 temmuz'da ;
1- İnsanlık ölür,
2-din ölür,
3-tanrı ölür,
4-inanç ölür,
5-Sivas ölür,
6-Türkiye ölür,
7-düşünce ölür,
8-duygu ölür,
9-türküler ölür,
10-semahlar ölür,
11-şiirler ölür,
12-kitaplar ölür,
13-filimler ölür,
14-birlikte yaşama arzusu ölür,
15-laiklik ölür,
16-demokrasi ölür,
17-hukuk ölür,
18-güneş ölür,
19-gökyüzü ölür,
20-yağmur ölür,
21-su ölür,
22-ekmek ölür,
23-iyilik ölür,
24-erdem ölür,
25-ahlak ölür,
26-siyah ölür,
27-beyaz ölür,
28-kırmızı ölür,
29-çiçek ölür,
30-böcek ölür,
31-toprak ölür,
32-orman ölür,
33-Kızılırmak ölür,
34-yedi ölür,
35-onyedi ölür,
36-yirmiyedi ölür,
37-otuzyedi ölür,

acı yaşıyor,utanç yaşıyor,kin yaşıyor,umut yaşıyor...
---
“Sivas Katliamı”nın yıldönümünde yitirdiklerimizi, o günlerin ardından çizilen karikatürlerle ve saygıyla anıyoruz…






E-MİZAH

13 Mayıs 2010 Perşembe

Bülent Tekin Yazıyor

EŞEK’TEN UTANMAYANLAR!

Eskiden eşeğe ters bindirme cezası vardı. Hırsızlık ya da yolsuzluk yapanlar eşeğe ters bindirilir ve hatta yüzleri siyaha da boyanırdı. Derler ki valiler (o dönemin yöneticileri) hırsızlık, talan, soygun, yolsuzluk gibi suçlara bulaşanları-buna şehir meclisinin seçkin üyeleri de dâhil-yüzlerini siyaha boyatıp, eşeğe ters bindirerek şehirde dolaştırırdı. Böylece rezil rüsva edilen seçkin insan sokağa çıkamaz ve meslek hayatı biterdi. AB’ye girmeye çalıştığımız bu yollarda modern hukukla filan uğraşacağımıza bu tip hukukları bulup getirmek bize daha çok yakışır(dı)! Biz ne anlarız ayıp, günah, haram, insan hakları, adalet, hak, hukuktan? Bizi eşeğe ters bindirip gezdirin, belki de kendimizi-nostaljik(!)-bir turistik gezide sanırız, değil mi ya(!)

Geçen gün Rıdvan, “Abi, nedir bu eşeğe ters bindirme hikâyesi?” dedi. “Ne yapacaksın Rıdvan?” dedim. “Belki Gırgır’da hikâye ederiz!” diye yanıtladı. Dinle dedim o halde: “Eskiden Musul’da devlet kaynaklı bir yolsuzluk çetesi oluştu. Çetenin lideri-şehir meclisinin üyesi de olan-Hacı Ahmet adında biridir. Bu ekâbire babası daha önce sabun sattığı için Sabuncu Paşa-demek paşa da yapılmış!-derlerdi. Tüm komşularının topraklarını istediği fiyata satmalarını zorlayarak da büyük bir mülk sahibi olmuştu. Zaten toprağını satmayanları bir yolunu bularak (yargıçlara bahşiş vererek) hapishaneye attırmayı bulmuştu. Bu kodamanın hayatının-tıpkı bizim zenginlerimiz, siyasetçilerimiz gibi-inişli çıkışlı dönemleri olmuştu. Halkın parsını cebine atmayı düşünen vali-kendisine ayırmayı düşündüğü-bazı fonlara Sabuncu Paşa’nın el koyduğunu fark edince deli divaneye döndü. Bu şöhretli meclis üyesi eşeğe ters bindirildi-üstelik yüzü de siyaha boyandı-ve şehirde dolaştırıldı. Vali öyle çok kızmıştı ki-çünkü paracıkları tırtıklanmıştı-Sabuncu Paşa’ya kallavi bir darbe daha vurdu. Şehir turundan sonra (Sen benle dalga geç Rıdvan!) Paşa geceyi geçirmek üzere (Sakın benden beş yıldızlı otel bekleme Rıdvan!) Hükümet Sarayı’nın lağım çukuruna konuldu. Böylesi bir ceza en kral adamın mesleğini, geleceğini bitirirdi ama Sabuncu’nun bazı alışılmadık yetenekleri vardı ve çok geçmeden hile-rüşvet onu yeniden bir numara yaptı.”

Türkiye’deki “kurnaz adam” düzeni hukuk uygulamaları, anayasa-yasa düzenlemeleri kamunun parasını, malını devlet desteğiyle ele geçirenlere hesap soramamıştır. Bu yolsuzluk, hırsızlık, kayırmacılık serbestîsi ırkçılık, dincilik bağlamlarında da sorgulanmamıştır. Eşeğe ters bindirmeler olmadığı gibi, hırsızlar, faşistler ve zorbalar garibanları (ezilenleri) eşeğe ters bindirmeye çalışmışlardır. Rezil edilenler garip yoksullar ve kimsesizlerdir. Hafızanızı bir yoklayın; Cemaller, Celaller, Kenanlar, Tayyipler, Abdullahlar, Bülentler, Tansular, Mesutlar, İlkerler, Turgutlar, Aliler, Veliler, Alpaslanlar, Necmettinler, Süleymanlar, Osmanlar, Ağalar, Beyler hiç eşeğe ters bindirildiler mi? (Bakın kendi adımı da yazdım. Kimse bu isimlerden başka çıkarımlar çıkarmasın!) Başbakan Tayyip Erdoğan ve mizah ustası Aziz Nesin’den esinlenmeyle (veya uyarlamayla) bir cümle de biz diyelim: Ey yavrucuklar! Eşeğe ters bindirmede muhtaç olduğun kudret ırkçı, dinci, faşist, kurnaz kafanda mevcuttur!

---

bulent_tekin@turk.net

13 Aralık 2009 Pazar

E-PAZAR -15- REALİTE

HAFTANIN KARİKATÜRÜ
HAFTANIN FOTOĞRAFI
HAFTANIN FIKRASI

Türkiye çok partili demokrasiye 1946’da geçti.
Nesin o yıl, “Marko Paşa” adlı bir mizah dergisi çıkardı.
İsmin altında şu ifade vardı:
“Ne gün fırsat bulursa o gün çıkar. Çıktığı gün saat 8 ile 9 arası satılır. 9’da toplatılır.”
Ancak Hükümet, Marko Paşa’yı toplatmakla baş edemedi; sonunda kapattı.
Bunun üzerine Nesin dergiyi “Hür Marko Paşa” adıyla çıkardı.
Onu da kapattılar.
Nesin, ismi “Yedi Sekiz Paşa” yaptı.
Kapattılar.
Bunun üzerine “Malum Paşa” çıktı.
O da kapanınca Nesin noktayı koydu:
“Merhum Paşa…!”

* * *

Böyle başlayan demokrasi serüvenimiz 63 yıl sonra Nesinvari usullerle sürüyor:
DEP kapatılıyor, ÖZEP kuruluyor.
Sonra HADEP…
HADEP kapanınca DEHAP…
Sonra DTP…
Şimdi sıra “Malum Parti”de bence…
O da kapanırsa “Merhum Parti…”
“Çok partili demokrasi”den 63 yıl sonra bu kez “az partili demokrasi”ye geçiyoruz.
Tabelacılar kazanıyor.
Demokrasi kaybediyor.

---

Teşekkür

Aziz Nesin

Can Dündar

Sefer Selvi

Teessüf

Anayasa Mahkemesi